5 Mart 2018 Pazartesi

HOŞGELDİN BALIK BURCU!

Malum bu ay balık burçlarının ayı. Öncelikle tüm balık burçlarına bir "iyi ki doğdun" diyeyim. Burçlara göre insanları kategorize etmek çok mantıklı değil elbette. Burçlara çok inandığım da söylenemez ama çevremde bir dolu balık olunca ve ömrüm bu balık kişileriyle geçince bu yazıya malzeme çıktı diyebilirim :)

Hemen belirteyim bu yazı benim tanıdığım balık burçları baz alınarak yazılmıştır asla genelleme yapmıyorum. Burç yorumcularının saydığı kişilik özellikleri bazında azıcık burcuma laf sokup oradan balık erkeğine de iki ver yansın edip kaçacağım. Bu su gruplarıyla sorunlarım var. Akrep erkeği "olumsuzlar" kategorimin liste başı. Yengeç 2. sırada ve şimdi de balık 3.lüğü aldı :)))


Yani tamam genellemiyoruz da biriniz de beni şaşırtın be balık erkekleri... Neyse tamam geri kalan balıklardan umudu kesmiyorum. Onlar muhtemelen daha sempatik insanlardır diyor ve yazıya geçiyorum :)

Efendim başlayayım hemen madde madde deşmeye,

Duygusal: Her şeye üzülebilen insanlarız orası kesin. Bir sokak kedisine 32 saat ağlayabilir, merhametimizden dolandırılabiliriz de...

Dengesiz: Ona dengesiz demesek? Çünkü biz çok detaylı düşünen insanlarız ve bir gün bizim için "iyi" olduğuna karar verdiğimiz bir seçeneğin ertesi gün "daha iyi"sini bulabiliriz ve bu da fikir değiştirmemize sebep olur. Yani bu dengesizlik mi? Aslaaaaaaaa :)))

Hayalperest: Hayalperestlik olimpiyatları olsa bayraktarı biz olurduk bu tartışmasız bir gerçek. O kadar çok hayal kurarız ki bir müddet sonra onları gerçekleştirme isteğimiz kalmaz zira hayal kurarken yaşarız biz :)

İnatçı: Ah siz onu benim anneme sorun annemi de bana :) Doğum günlerimiz birer gün arayla :) İnatızdır ve isteğimiz dışında bir şeyler yapmamız neredeyse imkansız. Ama bizi ikna etmek de  çok kolay aslında  parola"tatlı dil"... "Şöyle yaparsak bu sebepten daha iyi olur" bakınız sihirli cümle kalıbı... Bize "iyi tarafını" gösterirseniz, o  şekilde düşünmeye sevk edersiniz ve bu bize mantıklı gelebilir... Aksi halde iki keçi köprüde denk gelirse bu durum keçilerin köprüden aşağı düşmesine sebep olabilir...

Romantik: Bu noktada balık olmadığımı düşünüyorum zira mumlu yemekler, ayıcıklar, ağdalı sevgi sözleri beni her daim güldürür. Hani belki halis odunlara maruz kaldığım için bir müddet sonra romantizm melekem bilenmiştir ama... Çevremde gördüğüm balıklar da pek öyle romans tipler olmadığı için "acaba bunu bir yorumcu mu uydurdu" diye düşünmedim değil... Ya da belki romantizm algım farklıdır. Misal özel basım kitap hediye edilirse bu bana romantik gelebilir de... Ama öyle yarım porsiyon Christian Grey'likler tepemin tasını attırıyor diyeyim...

Fedakar:
Sıklıkla anaç tavrın balık burcunun "en"lerinden biri olduğu söylenir. Evet doğrudur da. Sonsuz bir sabrımız ve sahipleniciliğimiz vardır. Benimsersek sizin çıkarınızı kendi çıkarlarımızdan önce bile tutabiliriz ama. Ama! Asla aptal da değiliz ne vakit kullanıldığımızı anlarsak o vakit "bencil"in TDK anlamıyla tanışır karşı taraf. İşin kötüsü rahatlığa da bir alışmıştır ki o rahatı sarsılınca "sen çok değiştin çok" türküsüne başlar... Yok ben değişmedim senin amacını anladım sadece...

Üşengeç: Tembel diyenini bile duydum :) Biz tembel de değiliz üşengeç de "erteleyici"yiz. Mesela günlere paylaştırdığımız işleri "aman ya hepsini topluca yaparım şimdi bir kitap okuyayım" diye bir güne yıkıp iki ayağımızı bir pabuca sokabiliriz. Hatta şu "pazartesi diyete başlama" mottosu bizden çıkmış bile olabilir...




Peki ilişkilerde balık burcu nasıldır?

Evet gelelim zurnanın "zırt makamına"...

Ben balık kadını olarak hemen kadın cephesini anlatayım.

Hoşlandığım adama ilk etapta asla net bir şekilde açık edemem kendimi. Adamla selamlaşırken kafa bile tokuşturabilirim yani ilk etapta. O derece tırsarım "ya anlarsa" diye çünkü emin değilim henüz :))) Ama "tamam hoşlandığıma eminim" desem de asla dillendiremem "karşı taraf adım atsın" der, beklerim.  Ama hoşlanmıyorsam da net bir şekilde belli ederim hatta dillendiririm de.

Mesela hoşlandığım birine asla arkadaşım muamelesi yapmam. O ilk zamanlar bile anlaşılır bir resmiyet olur muhakkak. Daha sonra olacak bir şey değilse "kankam benim" oluruz başlarız siyasetten girip, futboldan çıkan sohbetlere... Birinin tipini beğendiysem "yakışıklı" olduğunu söylerim, çekinmem. Yaptığı iş ve başarıları etkiliyorsa onu da söylerim. Harika İngilizce konuşan biriyle tanışmıştım. İşi gereği yabancı basına verdiği röportajlardan biri sırasında adama vuruldum. Açıp açıp o videosunu izlemiştim :))) Sonra ona söyledim ama inanmadı "insan İngilizce konuşuyor diye bir adamı beğenir mi yahu" diye ha bire hayıflanıp durdu. Ayol sana mı soracağım?! Beğenmiştim işte! Ben sapyoseksüelim. Bu da böyle biline. :)

Balık kadını kıskançtır ey okuyucu. Kıskanır, kıskanır, kıskanır ama belli etmemeye, üzerinde durmamaya, ilişkiyi bozmamaya çalışır tabii bir patlarsa kaç! 18 hafta önce fotoğrafını beğendiğin o kızıl saçlı kız var ya!!! Kaçmazsan burnundan fitil fitil gelecek o Red Sonja!

Hafızamız öyle asla balık gibi 5 saniyelik değildir. 5 yıl önce gittiğimiz bir mağazada o kıza nasıl bakıp da "ay siz göçmensiniz sanırım" dediğinizi bile anımsarız! Dillendirmiyorsak leydiliğimize ve ilişkiye zeval gelmemesi açısından! Azıcık kendinizi toplayın canım siz de. O ne öyle sağ göz Şam'a sol göz Bağdat'a bakıyor hayır mı gençlik? Biz de biliriz six pack Tom Hardy'leri beğenmeyi amaaa üzülmeyin diye şeyapmıyoruz yani :)

Tamam bir kıskançlık meselesi var ama bu zirve değildir. Bize denk gelen bir adamı bu bunaltmaz o konuda garanti veririm çünkü bunaltan şey dengeyi bulamadığımız yer kıskançlık değil onu kolay bastırabiliriz. Olayın bu kısmı çok mühim çünkü bir itifarım var!!! İlişkide boğulmaya, daraltılmaya gelemem amaaaaaaaaaa ilgilenilmezse de fena bozuşuruz ve bu ikisinin arası çok ince bir çizgi :)))) Dengesizden halliceyiz bu noktada.

Şu "kadınlar dırdırcı" lafı var ya. Öyle bir huyumuz yok. Hani erkeklere yemeğini ver, çayını ver maçı izlesin ondan mutlusu yok ya. Biz de böyle gün içinde ara konuş, hal hatır sor. O yeterli. Önemsendiğimizi bilelim özetle. Çok talepkar insanlar değiliz. Madden de manen de...

Açıkçası ağdalı sevgi gösterileri de bizim için önemli değil. Biz o sevgiyi hissetmek isteriz. Sanırım bunu burçla da sınırlamamak lazım. Tüm kadınların isteği budur özünde...

Siz eğer bize güven verdiyseniz o güvenle bir ömür yanınızda kalabiliriz ama yine de odun olmayın ya... Kupkuru bir ilişki de bizi mutlu etmez bak diyeyim. Yani ayarınız olsun ;)

Haaa eğer güvende hissetmediysek o zaman bir gün bakmışsınız ki yokuz. Bir zamanlar çenesi düşen sizinle konuşmaya her fırsatta yer arayan o kadın sustuysa... Bakın bu durum artık bittiğini gösterir. Hadi geçmiş olsun balık kaçtı. Bir doğa yasasıdır ki "kaçan balık büyük olur"...




Balık kadını böyle de erkeği nasıl?

Ya son dönemlerde bir tanesini daha tanıma fırsatım oldu.  Onun üzerinden diğerleriyle harmanlayarak anlatacağım ama önce şunu yazayım balık erkeği ile bir ilişkisel münasebetim olmadı hiç. Olabilme ihtimali oldu ama o ihtimali de yok ettiler. "Strange Thinks" çünkü bunlar. İnsan anlam veremiyor anlarının anlarını tutmamasına... Neyse vardır bir sebebi der, geçerim.

Arkadaşlıkları üzerinden değerlendirme yapabileceğim sadece. Arkadaşlık da ilişki çeşidi neticede değil mi? :)

Bu şimdi cool durur böyle. (Bak hemen bu ettim adamı) Tamam dersin adamın bana bir ilgisi yok. Meğer adam sen çaktırmadan stalk yapıyor olmasın mı? Sen de bunu tesadüfen anlama mı?Eee coolun mumu Kanarya Adaları'na kadar :) Başka yer olsa yine anlamazdım da işte tesadüfün böylesi.  Kanarya Adaları nasıl bir yer anlatsana? Hahahahah :)))

Balık erkeği akrep erkeğiyle yarışır stalkta. İzleme sebebi ne acaba diye düşünürken de buldum! O da aşağıda :)

Eeee Dilek? Sen yakaladığını içinde tutamazsın ki? Söyledin mi? Ayol durur muyum? O bana sataştığında "eee sen de teee Kanarya Adaları"ndan.... " dedim demesine ama..

Lafı öyle bir eritti ki... O laf kalabalığında kaybolur gider yüzüne vurduğunuz şey... Ay bir de cool sanki kendisi değil stalklayan :))) Siz yakalasanız da lafı öyle bir geçiştirir ki direk unutursunuz ve o lafa geri dönecek bir ortam kalmaz.

Kendisine mesleğiyle alakalı bir video atıp "bu böyle olmalı mı? Böyle bir hiyerarşi var mı?" Dediğimde "ben de senin kadar biliyorum. İlla paylaşmak zorunda mısın?" demez mi? Benim kadar biliyorsan ver istifanı otur lütfen! Ya olur mu öyle şey ben bir şey bilmiyorum ki :) Yani tersler. Gerçi bu beni terslemeye programlı bir abiydi. Ne sorsam tersledi ne sorsam tersledi...

Bir de garip sınırları var. Misal ilk konuşmanızda size açılıp, eski ilişkilerini anlatabilir ama siz utana sıkıla bir şey danıştığınızda "ben senin kırk yıllık arkadaşın mıyım? Bana ne senin eski erkek arkadaşından" diyebilir. Sınır algınızı merak ediyorum bayım...

Haa bir de sinirliler... Çok çabuk provake oluyorlar hani onlarla ciddi düşünüyorsanız sesinizi kısın derim. En azından ilk zamanlar ;)

Ağız aramada da çok beceriksizler :))) Şimdi şöyle bu arkadaşın bir meslektaşı benim arkadaşımdı. Aynı şirketin iki elemanı yani bu iki şahıs. Artık bu arkadaş ne kurduysa bana "daha önce bir meslektaşımın yalanını mı yakaladın yoksa?" Dedi. Hmm yakaladım dur adını da vereyim ahahahah ayol o  benim "arkadaşımdı" ve biz hayata aynı pencereden bakmadığımız için ben, ondan beni silmesini rica ettim o da sildi... Yani o meslektaşınla aramdaki sohbetler Ermeni Meselesi, Ts-Fb gerginliği ve siyaset sosyolojisi ve  eski erkek arkadaşıma dair fikir vermesi ricamdı ... O değil de niye merak ettin? Hayır merak ettin direk sorsana...Kanarya Adaları'ndan beri aramaya ne gerek var...

Ketumlar ey okuyucu balık erkekleri çok ketumlar... Nedir merak ettiğin direk sor???

Bir de espri anlayışları çok kötü :( Yahu adama espri yapıyorsun "sen benlen dalga geçtin Dilek. Sinirlendirdin bana bulaştın" diyor... Oysa ben kendimce komik bile olduğunu düşündüğüm bir espri bir şirinlik yapmıştım... İnce de değildi ya anlaşılmaması ne bileyim...

Tamam  sen aradığın neyse aramaya ama asla muhatabına sormamaya devam et. Artık bu yazıda gerekli cevabı aldığını ve merakının da gittiğini düşünüyorum.

Neyse Kanarya Adaları'na selamlar. (Evet hatırladıkça o güzel adalara selam yollayacağım zira gülüyor, gülüyor, gülüyorum)

Sonuç olarak ketumlukları, alıngan, yaftalayıcı ve aşırı ciddi duruşları insanı bir noktadan sonra geri itiyor...

Ay ama şunu unutmadan yazayım cidden çok merhametliler. Yani bu kadar olumsuz şeyin yanında bu da bir bonus burada dursun :)

Özetle ben arkadaş bile olamadım balık burcu erkeğiyle ... Bu onların kötü niyetli ya da geçimsiz olduklarını göstermez elbette. Sadece bizim aramızda bir iletişim sorunu olduğunu gösterir.

İlişkide nasıllar orasına netten biraz baktım da genel kanaat "çok romantik, ayakları yerden kesen vs" şeklindeydi. Allah sahiplerine bağışlasın bu güzel kardeşlerimi :)

En iyisi ben de balık erkeğinin izinden gidip arkadaşına hamle yapayım  hahahahahahah. Şaka şaka . Artık şakalara parantez açacak kıvama geldim. Ama belli de olmaz ya neticede balık dengesizliği diye bir şey var benim sağım solum belli olmaz. Bunu da o sürekli tahlil edip yerden yere vurduğu "balık burcu kadını" mensubu olmama bağlarım :)))

Yazıyı sonlandırırken bir daha tekrar edeyim bunlar benim fikirlerim ve geneli asla kapsamamaktadır :) Balık insanı özünde iyilerdendir. Hayatınızda varsa güler yüzünüzü esirgemezseniz muhakkak size güler yüzle dönecektir.